İçeriğe geç

Hikâyesi olan mekânlar için.

NOCCASO x The Gracee İstanbul

NOCCASO X THE GRACEE İSTANBUL

Boğaz’da Tasarımla Şekillenen Yeni Bir Deneyim

İstanbul Boğazı’nın eşsiz atmosferinde gastronomiyi, tasarımı, müziği ve özel davet kültürünü buluşturan The Gracee İstanbul; restoran, lounge, sunset cruise ve özel etkinlikleri tek bir deneyim çatısı altında bir araya getiren yeni nesil bir gastronomi destinasyonu olarak kurgulandı. Mekânın tüm iç mimari konsepti, planlaması, özel üretim mobilyaları, tekstil tasarımları ve dekorasyon dili; Bursalı mimar kardeşler Necibe Sönmez Vardar ve Ceyda Vardar tarafından kurulan NOCCASO’nun proje ve iç mimarlık markası NOCPLACES tarafından geliştirildi.

NOCCASO için The Gracee İstanbul, yalnızca bir teknenin iç mekânını yenilemekten çok daha fazlasını ifade ediyordu. Projenin temel amacı; markanın karakterini, atmosferini ve misafir deneyimini bütüncül bir tasarım anlayışıyla baştan sona yeniden kurgulamaktı. Bu doğrultuda, teknelerde uzun yıllardır tekrar eden geleneksel dekorasyon yaklaşımından bilinçli olarak uzaklaşıldı. Kızıl ahşap yüzeylerin hâkim olduğu ağır ve klasik tekne görünümü dönüştürülerek yerine çağdaş, sıcak, katmanlı ve güçlü bir mekân dili oluşturuldu. Bu dönüşümün en belirgin şekilde hissedildiği alanlardan biri restoran katı oldu. Tasarım sürecinde, misafirlerin teknelerde çoğunlukla açık alanları tercih ettiği ve iç bölümlerde daha az vakit geçirmek istediği yönündeki algıyı değiştirmek hedeflendi. Bu nedenle restoran katı, yalnızca yemek yenilen bir bölüm olarak değil; misafirlerin uzun süre vakit geçirmek isteyeceği ve her ziyaretlerinde yeni bir ayrıntı keşfedebileceği özgün bir yaşam alanı olarak ele alındı.

Restoran katındaki sıcak ve davetkâr atmosfer; renk, desen ve dokuların dengeli birlikteliğiyle oluşturuldu. Ahşabın doğal karakteri; pudra, tarçın, bordo ve krem tonlarıyla yumuşatılırken geometrik desenler, organik çizgiler ve dokulu kumaşlar mekâna hareket kazandırdı. Birbirinden farklı tekstil ve yüzeyler, ortak renk geçişleri sayesinde dengeli bir bütünlük içinde buluşturuldu. Özel üretim mobilyaların yerleşimi ise yalnızca estetik kaygılarla değil, misafirler arasındaki iletişimi ve restoranın sosyal akışını destekleyecek biçimde planlandı.

Restoran katında oluşturulan bu katmanlı tasarım anlayışı zeminde de sürdürüldü. Proje için özel olarak geliştirilen mozaik desen, Hatay’da yaklaşık iki ay süren titiz bir üretim sürecinin ardından hayata geçirildi. Yalnızca 1 x 2 santimetre ölçülerindeki binlerce el yapımı mozaik parçası, özgün bir kompozisyon meydana getirecek şekilde tek tek bir araya getirildi. Teknelerde kullanılması alışılmışın dışında olan bu malzeme, zemini tamamlayıcı bir yüzey olmaktan çıkararak restoran katının en karakteristik tasarım unsurlarından birine dönüştürdü.

Farklı kullanıcı gruplarına ve kullanım biçimlerine göre seçilen outdoor mobilyalar sayesinde güverte; yemek deneyiminden kokteyl buluşmalarına, gün batımı yolculuklarından özel davetlere kadar pek çok senaryoya uyum sağlayabilecek esnekliğe kavuştu. Baş tarafta yükseltilerek konumlandırılan daybed alanı ise Boğaz manzarasının daha sakin ve ayrıcalıklı bir noktadan deneyimlenmesini mümkün kıldı. Ahşap güverte üzerinde kullanılan yumuşak renkler, grafik desenler ve konfor odaklı tekstiller, İstanbul’un tarihi silueti ve Boğaz’ın maviliğiyle doğal bir bağ kurdu.

Gün boyunca değişen ışık, The Gracee İstanbul’un atmosferini de sürekli dönüştürüyor. Gündüz saatlerinde desen ve dokuların ayrıntıları öne çıkarken gün batımıyla birlikte mekân daha sıcak, romantik ve sofistike bir karakter kazanıyor. Böylece iç ve dış mekânlar birbirinden kopuk alanlar olarak değil, günün ritmine göre dönüşen tek bir deneyimin farklı parçaları olarak çalışıyor.

The Gracee İstanbul’u özgün kılan; gastronomi, müzik, eğlence ve tasarımın birbirinden bağımsız unsurlar olarak değil, aynı hikâyeyi tamamlayan bileşenler olarak ele alınması. NOCPLACES imzasını taşıyan iç mimari kurgu, mekânın farklı etkinliklere ve kullanım biçimlerine uyum sağlamasına olanak verirken The Gracee İstanbul’un güçlü kimliğini her ayrıntıda görünür hâle getiriyor.

NOCCASO ve NOCPLACES için bu proje, deniz üzerindeki yaşamı yalnızca lüks kavramıyla tanımlamayan yeni bir yaklaşımın ifadesi. El işçiliğini çağdaş tasarımla, konforu güçlü bir görsel dille ve Boğaz’ın benzersiz atmosferini sosyal yaşamla buluşturan The Gracee İstanbul; misafirlerine yalnızca bir yolculuk değil, tasarımla şekillenen bütüncül bir İstanbul deneyimi sunuyor.

NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul
NOCCASO x The Gracee İstanbul